632 nolu Hadis’in
İzahı:
Bu hadîsi Buhârî «Mevâkîtü's
- Salât», ile «Tevhîd» bahislerinde; Nesâî dahî «Namaz» bahsinde muhtelif
râvilerden tahrîc etmişlerdir.
Meleklerin nekire
zikredilmesi birbiri ardınca gelen meleklerin başka başka guruplar olduğunu
bildirmek içindir. Çünkü kaideye göre ma'rife, ma'rife olarak iade edilirse
ikinci, birincinin aynıdır. Fakat nekire, nekire olarak iade edilirse ikinci,
birincinin gayrıdır. Yâni ikinci defa zikredilen isim, birinciden başkadır.
Burada da nekire olan melâike kelimesi ikinci defa yine nekire olarak zikredilmişdir.
Binaenaleyh ikinci defa zikredilen melekler, birincilerden başka bir gurupdur.
Ekseri ulemâya göre
hadîs-i şerifde zikredilen meleklerden murâd «Hafeza» melekleridir. Allah'ın
onlara sorduğu şey kulların amellerini yazıp yazmadıklarıdır.
Allah'ın bildiği hâlde :
«Kullarımı ne hâlde
bıraktınız?» diye sorması teabbüd içindir. Yoksa Allah Teâlâ her şey'i bilir,
Kaadî îyâz, ekseri
ulemâya göre, burada zikri geçen meleklerin «Hafeza» melekleri olduğunu
söylemiştir. Bâzıları muhtemelen «Hafeza»dan başka melekler olduğunu
bildirmişlerdir. Bu takdirde Allah'ın, onlara:
«Kullarımı ne hâlde
bıraktınız?» diye sorması vaktiyle Hz. Âdem'in yaratılacağını duyunca:
«Sen yeryüzünde fesâd
çıkaracak kimseler mi yaratacaksın?» diyenleri tekdir içindir. Yâni kendilerine
vaktiyle:
«Şüphesiz ki ben, sizin
bilmediklerinizi biliyorum.» buyurarak işaret ettiği ilm-i ezelîsi ile bildiği
vukuatı, gösterecek ve adetâ kendilerine:
«Gördünüz mü vaktiyle
fitne çıkarır diye korktuğunuz kullarım nasıl İbâdet ederlermiş!» buyuracaktır.
Kurtubî: «İşte
meleklerin bu iki namazda toplanmalarının, hikmeti budur.
Allah Teâlâ'nın,
meleklere sorması kulların lehine şehâdet etmelerini dilediği için de olabilir.
Onun için, melekler:
(Kullara vardığımızda kendileri
namaz kılıyordu. Yanlarından ayrıldığımız vakit de onları namaz kılarken
bıraktık.) derler. Bu Teâlâ Hazretlerinin gizli bir lütfü ve güzel bir
ihsanıdır. Zira meleklere insanların yalnız ibâdetlerini gösterir; şehvet
hâllerini ve benzerlerini onlara bildirmez.» demişdir.
Kurtubî 'nin sözünden de
anlaşılıyor ki bu melekler Hafeza» değildirler. Çünkü «Hafeza» melekleri,
kulların iyi veya kötü bütün hâllerini bilir ve yazarlar. Fakat «Hafeza»
melekleri başka, amelleri yazan melekler de başka ise ona bir şey denilemez.
Zahire bakılırsa «Hafeza» başka, kâtip melekler başkadır. Onların başka başka
melekler olduklarını gösteren hadîsler de vardır.
Meleklerin sabah ve
ikindi namazlarında toplanmaları, Allah'ın mü'min kullarına bir lütfudur. Çünkü
bu iki zaman kulların ibâdet vakitleridir. Onun için melekler hem geldikleri
vakit hem de giderken mü'minleri namaz kılarken görür huzûri ilâhîde de buna
şehâdet ederler.
Meleklerin birbiri
ardınca inmeleri şöyle olur: İlk taife ikindi namazında iner ve mü'minlerin
arasında kalırlar. İkinci taife sabah namazında iner ve her iki gurup sabah
namazında bir araya gelirler. Sonra geceyi mü'minlerin arasında geçiren gurup
semâya çıkar; ötekiler ikindiye kadar yeryüzünde kalırlar. İkindi olunca başka
bir melek taifesi iner ve yerdeki meleklerle ikindi namazında buluşurlar. Her
iki taife bir müddet beraberce yer yüzünde kalırlar; sonra biri sabah namazında
semâya çıkar. Bu suretle iniş ikindiye, çıkış da sabah namazına mahsus olmak
üzere birbirini tâkîb devam eder.
Bâzıları babımız
hadîsinde meleklerin sabah ve ikindi namazlarında bir araya toplanmalarını bir
vehim saymışlardır. Çünkü hadîsin bir çok tarîklerinde meleklerin yalnız sabah
namazında toplandıkları zikredilmiş, ikindiden bahsolunmamışdır. Fakat o
hadîslerde ikindi zikredilmedi diye babımız hadîsinde zikredilmesini vehim
addetmek doğru değildir. Zira hadîslerin bâzılarında yalnız sabah namazının
zikredilmesi meleklerin İkindide bir araya toplanmamalarını gerektirmez.
Hadîslerin arasını bulmak imkânı varken Hz. Ebu Hureyre gibi mevsuk bir râvîyi
vehme nisbet etmenin mânâsı yokdur. Âdil râvînin ziyâdesi makbuldür. Bâzı
hadîslerde yalnız sabah namazının zikredilmesi cehri namaz olduğu içindir.